Dictionary, Free Dictionary - MyDictionary.net

Turkish Dictionary, English Turkish Dictionary

Definition of " fade " in Turkish Dictionary
Direct results
English » Turkish
fade Hear the Pronunciation! {feıd}
  • {A} sararmış
  • {V} solmak, uçmak, rengi atmak, rengi solmak, gözden kaybolmak, unutulup gitmek, zayıflamak, güçten düşmek, gevşemek, sıvışmak, kaçmak, soldurmak, açmak, zayıflatmak, karartmak
Indirect results
English » Turkish
do a fade-out
  • {ID} toz olmak, defolup gitmek
fade away
  • {V} gözden kaybolmak, unutulup gitmek
fade in
  • {V} azaltmak
fade out
  • {V} karartmak, şiddetini azaltmak
fade up
  • {V} artırmak
fade-in Hear the Pronunciation! {'feıdın}
  • {N} yavaş yavaş önceki görüntünün yerini alma, yavaş yavaş önceki sesin yerini alma, açılma
fade-out Hear the Pronunciation! {'feıdaʋt}
  • {N} sesin kaybolması [radyo], yerini yavaş yavaş sonraki görüntüye bırakma, sesin yerini yavaş yavaş sonraki sese bırakması, kararma, salınım, titreşim
faded {'feıdıd}
  • {A} solgun, rengi atmış, solmuş, zayıflamış, geçkin, güzelliğini yitirmiş, soluk
fadeless Hear the Pronunciation! {'feıdlıs}
  • {A} solmaz, ölmez, ebedi
fader {'feıdər}
  • {N} görüntülerin geçişimini sağlayan alet, ses geçişi ayar düğmesi
Turkish » English
açık ve kesin ifade
  • {N} formulation
açık ve kesin ifade etmek
  • {V} formulate
anlam ifade eden
  • {A} significative
anlamsız yüz ifadesi olan
  • {A} dead-pan
başka kelimelerle ifade etmek
  • {V} reword
başlama ifade eden
  • {A} inchoative
başsağlığı ifade eden
  • {A} condolatory
birkaç sözcükten oluşan ifade
  • {N} phrase
çelişkili ifade
  • {N} contradiction in terms
dilek ifade eden
  • {A} optative
doğru ifade
  • {N} verity
dolambaçlı ifade edilmiş
  • {A} periphrastic
dolaylı ifade etme
  • {N} implicitness
dramatik ifade
  • {N} dramatics
düşüncelerini kolay ifade edebilen
  • {A} articulate
fırsattan istifade etmek
  • {ID} hay: make hay while the sun shines
  • {V} snatch
gayret ifade eden
  • {A} conative
güzel ama ifadesiz yüzlü kimse
  • {N} wax doll
güzel ifade edilmiş
  • {A} well-turned
güzel ifade etmek
  • {V} phrase: turn a phrase