Turkish Dictionary, English Turkish Dictionary
Definition of " disease " in Turkish Dictionary
| Direct results |
English » Turkish  |
| disease |
{dı'zi:z}
- {N} hastalık, rahatsızlık, illet
|
|
|
|
| Indirect results |
English » Turkish  |
| Bright's disease |
- {N} nefrit (tıp.), böbrek yangısı
|
|
| caisson disease |
{'keısɒndı,zi:z}
|
|
| deficiency disease |
- {N} zafiyet, yetersiz beslenme sonucu rahatsızlık
|
|
| diseased |
{dı'zi:zd}
- {A} hasta, hastalıklı, rahatsız
|
|
| Do you have any chronic diseases? |
- {PHR} kronik: Kronik herhangi bir hastalığınız var mı?
|
|
| foot-and-mouth disease |
- {N} hastalık: şap hastalığı
|
|
| heart disease |
- {N} kâlp hastalığı, kâlp rahatsızlığı
|
|
| hoof-and-mouth disease |
- {N} hastalık: şap hastalığı
|
|
| I have a contagious disease. |
- {PHR} bulaşıcı: Bulaşıcı bir hastalığım var.
|
|
| I've never had this disease before. |
- {PHR} hastalık: Bu hastalığı daha önce hiç geçirmedim.
|
|
| incidence of a disease |
- {N} hastalananların sayısı, hastalanma oranı
|
|
| mental disease |
|
|
| Parkinson's disease |
- {N} hastalık: parkinson hastalığı, titremeli felç
|
|
| parrot disease |
- {N} papağandan bulaşan bronşik zatürre
|
|
| stress disease |
|
|
| systemic disease |
- {N} tüm vücudu etkileyen hastalık
|
|
| the course of a disease |
- {N} hastalık: hastalığın seyri
|
|
| venereal disease |
|
|
| vernacular disease |
|
|