Dictionary, Free Dictionary - MyDictionary.net

Turkish Dictionary, English Turkish Dictionary

Definition of " dire " in Turkish Dictionary
Direct results
English » Turkish
dire Hear the Pronunciation! {'daıər}
  • {A} korkunç, dehşetli, uğursuz, müthiş, son derece
Indirect results
English » Turkish
art director
  • {N} sanat yönetmeni
as directed
  • {ADV} emredildiği gibi
assistant director
  • {N} müdür muavini
be in dire need of
  • {V} korkunç ihtiyacı olmak
be in direful need of
  • {V} korkunç ihtiyacı olmak
Board of Directors
  • {N} yönetim kurulu, idare heyeti
by direction of
  • {N} emriyle, talimatıyla
by indirection
  • {ADV} dolaylı yoldan, üçkâğıtla
Can I dial directly?
  • {PHR} aramak: Direkt arayabilir miyim?
classified directory
  • {N} meslek rehberi
dire straits
  • {N} müthiş sıkıntı, sıkıntı
direct Hear the Pronunciation! {də'rekt, daı'rekt}
  • {A} direkt, doğru, doğrudan doğruya, dolaysız, kestirme, açık, anlaşılır, dürüst, güneş çevresinde doğudan batıya dönen
  • {V} yönetmek, idare etmek, yöneltmek, adres yazmak [gönderiye], atfetmek, emretmek, direktif vermek, komuta etmek, yol göstermek, yönlendirmek
direct action
  • {N} kuvvete başvurma
direct advertising
  • {N} adrese gönderilen reklâm, tüketiciyi hedef alan reklâm
direct costing
  • {N} direkt maliyet hesaplaması
direct current
  • {N} doğru akım
direct dialing
  • {N} otomatik arama, santralsiz arama
direct distance dialing
  • {N} şehirlerarası otomatik arama
direct evidence
  • {N} kesin delil, yeterli kanıt
direct hit
  • {N} tam isabet
Turkish » English
Ağrımı dindirecek bir şey verebilir misiniz?
  • {PHR} stop: Can you give me something to stop the pain?
aksi düşünce bildiren
  • {A} adversative
alternatif akım direnci
  • {N} impedance
ana direk
  • {N} mainmast
anaokulu müdiresi
  • {N} dame
ayak direyen
  • {A} restive
bahar bayramı çiçekli direği
  • {N} maypole
bale direktörü
  • {N} choreographer
bayrak direği
  • {N} flagpole, flagstaff, flagstick, pole, shaft
bildiren
  • {A} declarative, indicative
burulma direnci
  • {N} buckling strenght
çadır direği
  • {N} tent pole
çatı direği
  • {N} puncheon
cevabı yönlendiren soru
  • {N} leading question
çift direkli Hollanda balıkçı gemisi
  • {N} dogger
değerlendiren
  • {A} evaluative
direğe bağlanıp yakılmak
  • {V} stake: perish at the stake
direğini kırmak
  • {V} dismast
direğini sökmek
  • {V} dismast
direk
  • {N} pole, pillar, column, mast, post, stick, backbone, atlas, beam, pylon, spar, stake, stanchion, upright