Dictionary, Free Dictionary - MyDictionary.net

Turkish Dictionary, English Turkish Dictionary

Definition of " devil " in Turkish Dictionary
Direct results
English » Turkish
devil Hear the Pronunciation! {'devəl}
  • {N} şeytan, iblis, canlı ve dinamik kimse, şeytan gibi tip, acı ve baharatlı yemek, stajyer avukat
  • {V} rahatsız etmek, canını sıkmak, baharatlı ve acılı pişirmek, makinede parçalamak [bez, kâğıt], avukat stajeri olarak çalışmak, yazar çırağı olarak çalışmak
Indirect results
English » Turkish
a devil incarnate
  • {N} insan kılığındaki şeytan, şeytanın ta kendisi
beat the devil's tattoo
  • {N} parmaklarıyla masayı tıkırdatmak
bedevil Hear the Pronunciation! {bı'devəl}
  • {V} çileden çıkartmak, delirtmek, bozmak, altüst etmek, şaşırtmak, kafasını karıştırmak
between the devil and the deep sea
  • {ID} iki arada bir derede
dare devilry {'deər,devəlrı}
  • {N} gözüpeklik, yiğitlik, atılganlık
dare deviltry
  • {N} gözüpeklik, yiğitlik, atılganlık
daredevil Hear the Pronunciation! {'deər,devəl}
  • {A} gözüpek, gözünü budaktan sakınmaz, atılgan, yiğit
  • {N} gözüpek kişi, gözüpek kimse, gözünü budaktan sakınmaz kişi, cesur kimse, cüretli kimse, yiğit
devil for smb.
  • {V} yardımcısı olarak en sıkıntılı işleri yapmak
devil's advocate
  • {N} savcı: aziz adayı aleyhinde tartışan savcı [katolik], tartışma olsun diye zayıf tarafı savunan kimse
devil's bones
  • {N} zar oyunu
devil's darning needle
  • {N} kızböceği
devil's food cake
  • {N} kek: çikolatalı bir tür kek
devil-dodger
  • {N} vaiz
devil-fish {'devəl,fıʃ}
  • {N} ahtapot, manta
devil-may-care Hear the Pronunciation! {,devəlmeı'keər}
  • {A} pervasız, aldırışsız, umursamaz, kayıtsız
devildom {'devldəm}
  • {N} şeytanlar alemi
deviled {'devəld}
  • {A} baharatlı ve acılı
devilish Hear the Pronunciation! {'devəlıʃ}
  • {A} şeytan gibi, şeytani, şeytanca, kötü, berbat, aşırı, müthiş
  • {ADV} aşırı, müthiş, çok fazla
devilled
  • {A} baharatlı ve acılı
devilment Hear the Pronunciation! {'devəlmənt}
  • {N} şeytanlık, yaramazlık, haylazlık