Dictionary, Free Dictionary - MyDictionary.net
Definition of " know " in English Turkish Dictionary
Results
know Hear the Pronunciation! {nəʋ}
  • {V} bilmek, tanımak, tatmak, başından geçmek, ayırt etmek, farketmek, ilişkisi olmak
acknowledge Hear the Pronunciation! {æk'nɒlıdʒ}
  • {V} tanımak, kabul etmek, onaylamak, itiraf etmek, alındığını bildirmek, teşekkür etmek
acknowledged Hear the Pronunciation! {æk'nɒlıdʒd}
  • {A} kabul edilen, tanınan
acknowledgement Hear the Pronunciation! {ək'nɒlıdʒmənt}
  • {N} kabul, tanıma, onay, alındı, alındığını bildirme, teşekkür, borcun kabulü
acknowledgment Hear the Pronunciation! {ək'nɒlıdʒmənt}
  • {N} kabul, tanıma, onay, alındı, alındığını bildirme, teşekkür, borcun kabulü
not to know smb. from Adam
  • {ID} hiç tanımamak
affectionately known as
  • {ADV} adıyla tanınan, denilen
not to know beans
  • {ID} hiç anlamamak, hiç bilmemek
know smth. before
  • {V} önceden bilmek
know how to behave
  • {V} görgülü olmak, nasıl davranması gerektiğini bilmek, oturup kalkmasını bilmek
know better than to
  • {V} yapmayacak kadar akıllı olmak, olmayacağını iyi bilmek
carnal knowledge
  • {N} cinsel ilişki [hukuk]
know for certain
  • {V} emin olmak, kesin olarak bilmek
not to know for certain
  • {V} kesin olarak bilmemek, emin olmamak
Do you know what your international code is?
  • {PHR} kod: Uluslararası kodunuzu biliyor musunuz?
damned if I know
  • {PHR} biliyorsam kahrolayım, biliyorsam arap olayım
know the time of day
  • {ID} herşeyden haberi olmak
How the devil do you know that?
  • {PHR} bilmek: Bunu nereden biliyorsun?
don't know
  • {N} tarafsız kimse, kararsız kimse
knowledge of English
  • {N} İngilizce bilgisi
Can you please let my family know?
  • {PHR} aile: Aileme haber verir misiniz?
foreknow Hear the Pronunciation! {fɔ:r'nəʋ}
  • {V} önceden bilmek
foreknowledge Hear the Pronunciation! {'fɔ:r,nɒlıdʒ}
  • {N} önbilgi, önceden bilme
goodness knows!
  • {INTRJ} Allah bilir!
know by heart
  • {V} ezbere bilmek
heaven knows what
  • {PHR} Allah bilir ne
know the job
  • {V} işi bilmek
all I know
  • {ADV} bildiğim kadarıyla, bana kalırsa, bence
as far as I know
  • {ADV} bildiğim kadarıyla
come to know
  • {V} öğrenmek, duymak, haber almak
for aught I know
  • {PHR} ne bileyim, hiç bilmiyorum, bildiğim kadarıyla
get to know
  • {V} öğrenmek, tanımak